Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Pera

peraSen Pera'nın ortasındasın ve her şey ama her şey senin etrafında dönüyor.

Binlerce insan akarken tramvayın yanından sen zamanı donduruyorsun. Uzaktan akordeon sesi geliyor. Büyülenmiş gibi gidiyorsun, uçarcasına. Arkadaşlarınla kurduğun, bir gün Pera'da çalma hayallerin depreşiyor yüreğinde. Yüreğin dağlanıyor her tuş darbesinde. Trombon, trompet de varmış, farkına sonradan varıyorsun. Bu sefer yanından değil, tam da arkandan geçen tramvaya kaptırıyorsun gönlünü, çıkarıyor Tünel'den Taksim'e doğru.

Sen Pera'da bir yerlerdesin ve büyü seni alıp götürüyor. Büyü... İşte doğru sözcük. Buraya ait olduğunu hissediyorsun birden. Gece yarılarında akan insan seline aitsin, o insanlar da sana... Asmalı Mescit kucak açıyor sana. Rengarenk. Bitmezcesine, hepvarolmuşcasına.

Pera... Ah Pera...

Sen Pera'dasın, Pera senin içinde. Bazen çok yanlış yerlerde olduğunu düşünürsün, belki çok ötedesin istediğinin, ya da çok berisinde Cihangir'in. Cihangir seni bekliyor aslında duymuyor musun yakarışlarını? Bek li yor!

Aşk mı bu? Evet! Görür görmez? Hayır... Olacağı belli olan, olmadan önce olacağa dair haberini veren aşk... En korkuncu budur, biliyor musun? Vodkan bitmiş... Tekila doldur be hayat! Galata'ya karşı içeyim tuzla, limonla.

Galatasaray'da Historia de un Amor çalarken kapıl, git! Git... Yok ol, bit, yan, eri, kül ol! Ne kadar aşık olduğunu hatırla Pera'ya... Çiçek Pasajı'nın önündeki buz-bademci amcaya selam et benden.

Pera...

Affet beni Pera... Affet Nevizade... Affet Leb-i Derya... Affet, terkedemiyorum, affet...

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com