Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Çarpışan Egolar

carpisanegolarBelki insanlar ilk kez maruz kalınca neye uğradıklarını şaşırıyor olabilirler. Haklılar. Fakat bunu ukalalık olarak değerlendirmemek lazım. Daniel öyle bir adam. Öyle! Sanırım kabul edilmekte zorlanılan şey Daniel'ın öyle olması. Aslında insanların, tüm insanların sorunu, diğer tüm insanları "öyle" kabul etmemeleri. Halbuki Rodger daha evcimen, daha sakinken Daniel farklı bir enerji saçıyordu etrafına. Bu enerji kimine elektrik etkisi yaratırken kiminin de içini güneş gibi ısıtıyordu.

Rodger, aklıbaşında bir adam. Sakin, mütevazı. Ses tonu normal bir erkeğin ses tonundan biraz daha ince olduğu için de konuşmayı pek sevmez. Konuştuğunda, etraftakilerin bıyık altından gülmelerine de alışmıştır artık. İlk çocukluk yıllarında aşık olduğu o çıtıpıtı kız sesiyle dalga geçtiğinden beridir hiçbir şey Rodger'ı daha fazla üzmemiştir. O çıtıpıtı kız Rodger'ın sesini köpeğinin ağlama sesine benzettiği anda ilk kalp ağrısını yaşadı Rodger. Daha pek çok kalp ağrısı yaşayacaktır ama hiçbir şey o "ilk" kadar acı dolu olmayacaktır.

Daniel ile Rodger'ın o derin dostluğu aslında Rodger'ın kalp ağrıları seanslarından birinde başladı. Üniversite yıllarında Rodger, sınıfta bir sunum yapmakla görevlendirilmişti. Bu görevi neden aldığına dair hiçbir fikrinin olmaması ile birlikte ağzını açtığında sınıfın ne halde olacağını bildiğinden soğuk terler dökmeye çoktan başlamıştı bile. O kara, lanetli, rezil gün gelip çatmıştır. Tam da Rodger'ın beklediği gibi, istemediği ama olması gerektiği gibi olmuştur. Ağzını açıp ilk cümlesini tamamlamaya kalmadan ergenlikten çıkamamış üniversite gençliğinin acı kahkahalarıyla tanışmıştır Rodger. Şaka gibi! Bütün sınıf katıla katıla gülmektedir. Bütün sınıf... Herkes... Hepsi... O hariç...

Sınıfın o haşarı, yaramaz,  ele avuca sığmaz çocuğu şimdi olanca ciddiyetiyle sınıftaki ergin ergenler üzerinde bilgece göz süzmektedir. Kürsüdeki kendisi de olabilirdi. Evet, o kendine güldürmezdi kimseyi, o aldığı görevi olanca başarısıyla, yüzünde alaycı gülümsemesiyle hallederdi. Gıpta ederdi ona herkes. Ama o an kürsüde kendisini düşündü. Empati yeteneğine güvenirdi. İnsanları fazla ciddiye almaz ama insanların yerine kendini koyardı Daniel. Doğuştan yetilerinden birisi eksik bir kişiyle dalga geçmek mi? İşte bu onun en hassas olduğu noktaydı. Kaskatı kesildi... Kürsüdeki tanımadığı bu sınıf arkadaşına baktı. Tanıyordu aslında. Tiyatro klübüne arada sırada gelen, arka sıralardan provaları izleyen, ince sesli çocuk... Sohbeti, konuşmuşluğu, ahbaplığı yoktu. Sadece koridorlarda karşılaştıklarında başla selam verirlerdi birbirlerine. Daniel için selam vermenin çok ayrı bir kutsallığı vardı. Takmadığı, ciddiye almadığı insanlardan onlara selam vererek özür diliyordu belki de. Vicdan muhasebesinin en derinlerinde neler yatıyordu kim bilir?!

Maria ise Daniel'in saçtığı o ışığa aşıktı. Daniel'in o selam verme anlarında gözlerinin içine bakıp sıcacık gülümsemesiyle "Nasılsın Maria?" demesi, Maria'nın iliklerine işliyordu neredeyse. Güzel kızdı Maria. Güzel ve yetenkli... Geldiği lisedeki tiyatro klübünde başrol oyuncusu hep kendisi olmuş, o da en az Daniel kadar kendine güvenli ve en az onun kadar hırslıydı. Tiyatro klübüne ilk adım attığında Daniel'i görmüş ve ona o gün aşık olmuştu. Ne güzel bakıyordu bu çocuk! Tamam belki çok yakışıklı değildi ama bambaşkaydı işte.

Rodger kürsünden farketmişti bu kendisine gülmeyen tek kişiyi. O an ona minnet duydu. Belki de kendisini gerçekten anlayan tek kişi oydu şimdiye kadar. Bir an göz göze geldiler ve Rodger gözleriyle Daniel'e teşekkür etti. Bu derin teşekkürü farkeden Rodger ise küçük bir baş hareketiyle karşılık verdi. Herkes gülerdi Rodger'a... Tiyatro klübüne geldiğinde tanıştığı o kız da gülmüştü. "Merhaba ben Rodger" dediğinde Maria'nın o kıkırdayışı Rodger'ın kulaklarından gitmiyordu. Yaptığının yanlış bir hareket olduğunun farkına varmıştı Maria ama çok geçti artık. Rodger bir kalp kırıklığı daha yaşamıştı. Hem de ileride kör kütük aşık olacağı bu kızdan...

Ders sonrası teselli etmek için Rodger'ın yanına gitti Daniel ve ilk kez orada adamakıllı sohbet ettiler. Mizaçları birbirlerinden bu kadar aykırı iki adam saatlerce konuşacak ne buldu, kendileri de anlamadılar ama kesin olan bir şey var ki ikisi de bu tanışmadan çok memnundular ve içlerinde güvenebilecekleri bir dost kazanmış olmanın verdiği enteresan bir huzurla ayrıldılar o akşam.

Maria ise her geçen gün Daniel'e biraz daha derin bağlanıyordu. Daniel de boş değildi Maria'ya. Sahnedeki tozlar şimdiye değin hep Daniel'in estirdiği rüzarla savrulmuştu fakat bu sefer farklı bir şeyler daha vardı. Sahnede en az Daniel kadar devleşen başka birisi, Maria vardı artık. Maria nasıl Daniel'i gözünde devleştirdiyse Daniel de bu küçük kızı gözünde devleştirmeye başlamıştı her nasılsa. Maria sessiz, sakin hatta biraz da içe dönük bir kızdı. Bu içe dönüklüğünün altında ise aslında kendinin bile farkında olmadığı bir "yıldız" olma sevdası vardı. Daniel ise zaten yıldızdı, yıldız olduğunun farkındaydı.

Sevdasını içten içe yaşıyordu Rodger. Ne Daniel'e anlatıyor ne de Maria'ya açılabiliyordu. Hem açılsa ne diyecekti ki bu sesle? Ona aşık olduğunu mu söyleyecekti? Maria ne yapacaktı bunun karşısında? Önce bir kahkaha patlatacak, sonra özür dileyecek ve bunun mümkün olmadığını, başka birinden hoşlandığını söyleyecek, üzülmemesini isteyecek ve sahneye çıkacaktı. Evet, o sahnenin deviydi ve sahneyi başka bir devle en yakın arkadaşı Daniel'le paylaşıyordu. Onu anlayabilen tek kişi, en iyi dostu, en güvendiği kişi Daniel! O anda hissettiği nefretten Rodger kendisi bile utandı. Bir kadın uğruna onu herkesten koruyan, okulun en popüler, en karizmatik çocuğuna duyduğu o anlık öfke ve kinden çok rahatsız oldu. Bir kadın aralarına giremeyecekti Daniel'le. Onlar birbirlerinin ebedi dostlarıydılar.

Yıldız olma sevdasındaki Maria gerçekten de her geçen gün daha da parlıyordu. Bütün okul bu küçük kızdan söz ediyordu birkaç haftadır. Sanki başrolü Daniel'le paylaşmıyor, tek başına oynuyordu. Daniel unutulmuştu her nasılsa! Maria her ne kadar yıldızı daha da parlasa da içe kapanık parçası her gün biraz daha Daniel'e aşık oluyordu. Nasıl bir tutkuyla bu çocuğa bağlandığını kendisi de tarif edemiyordu. Evet kendisi de çok güzel, çok başarılı, çok alımlı bir kızdı ama bu çocuğun elektiriği bir başkaydı işte. Daniel ise bu küçük kızın kendisine olan ilgisinden başlarda sadece çok hoşnuttu. Sonraları Maria'nın kokusunun büyüsüne daha fazla o da karşı koyamadı ve o da gönlünü bu küçük kıza mühürledi. Sahnede oyunlarını oynuyorlar ama o aşk sahnelerini oynamıyor adeta yaşıyorlardı. Bir gece olan oldu ve dudakları kavuştu Maria ile Daniel'in. Önceleri bu ilişkiyi gizlemeye çalışsalar da bütün okul bir çırpıda öğrendi Maria ile Daniel'in oyundan değil, sahiden birbirlerine deli gibi aşık olduklarını. Bu haber okul koridorlarında yankılandığında hem Daniel'in hem de Maria'nın platonik aşıkları yıkıldı. Bu yıkılanlardan birisi de Rodger olacaktı.

Eve gitti ve hıçkıra hıçkıra ağladı o koca cüsseli Rodger. Birisi en yakın arkadaşı diğeri ise delicesine aşık olduğu kız. Evet, bir gün böyle bir haberi alacağını biliyordu ama o haberi hiç almadığı sürece sorun yoktu. Yıkıldı Rodger... Bile bile lades dediği bu oyunu kaybetmişti. Ne yapacağını bilmiyordu. Daha önce Daniel'e kızdığında duyduğu utanç da yoktu artık. Doya doya kızıyor, öfkeleniyordu Daniel'e. Ağız dolusu küfürler intikam yeminleri havada uçuşuyordu. Buzdolabındaki votkaya dayadı kafasını. Yudum yudum, boğazını, midesini yakarcasına dikti koca votka şişesini. Gözünü ateş bürümüştü Rodger'ın. Sevdiği kadın uğruna sacaşacaktı o Daniel denen adamla. Mutsuzluğu uğruna...

Daniel gururlu ve özgüveni çok yüksek birisiydi. O en ileride olmalıydı. Onun yanındakiler her ne kadar yanında da olsalar aslında hep ondan daha aşağıda olmalıydılar. Belki de Rodger'la iyi anlaşmasının nedeni de buydu. Egoları çarpışmıyordu. Rodger onun üstünlüğünü kabul etmişti en baştan. Daniel ise Rodger'ı kolları kanatları altına almıştı. Rodger bir anda okulda konuşulur olmuştu. "Hani şu karı gibi sesi olan çocuk var ya, Daniel'le takılıyormuş" diyorlardı. Rodger bundan hiç gocunmuyor, tam tersine hoşuna gidiyordu. Tüm okul Rodger'a saygıyla bakıyordu artık. O Daniel'in en iyi dostuydu, dokunulmazdı! Daniel ise şişik olan egolarından birini de "bir acizi kollayarak" daha da şişiriyordu.

Maria'nın popülaritesi artıyordu sürekli. Bazı oyunlarda Daniel'siz başrol oynuyordu. Daniel'siz bir tiyatro kulübü düşünülemezken artık Maria'sız bir tiyatro kulübü düşünülemiyordu. İşte Daniel'i sarsan süreç de bundan sonra başladı. Maria tek kişilik oyunlarla turnelere çıkmaya başlayınca Daniel'de ipler bir anda koptu. "Bu kulübün tek adamı var o da benim" diye bağırdı bir kere. O bağırınca yönetmen Gerhard tarafından 1 hafta kulübe girememe cezası aldı. Bu arada Maria ile Daniel'in aşkları da olanca tutkusuyla devam ediyordu. Devam ediyordu ama kavga gürültü de hiç eksik olmuyordu. Olağan yıldız Daniel ile yeni yıldız Maria arasında gözle görülmeyen ama iliklere kadar hissedilen bir gerilim vardı. Çok tutkulu bu aşkın yanında bu gerilim de bir o kadar kuvvetliydi. Bunu herkes biliyordu. Rodger da...

Daniel Maria'ya gün geçtikçe daha da bileniyordu. Birkaç kez ayrılmayı denediler ama aralarındaki o tutku onları anında dudak dudağa getiriyordu. Sahnedeki öpüşme sahnelerinde seyirciler öpüşmenin gerçekliğine o kadar inanıyorlardı ki seyirci kadınlar yanlarında oturan odun kocalarına nefret dolu bakışlar atıyorlardı. Ne vardı sanki onlar da sahnedekiler gibi öpüşebilselerdi?! Bir itip bir çekiyorlardı birbirlerini Daniel ile Maria. İtme ne kadar kuvvetliyse, çekme ondan daha da kuvvetli oluyordu. Rodger ise pusuya yatmış bir tilki gibi o "itme" anını kolluyordu. Maria'nın da Daniel'in de zayıf yönlerini biliyordu. İkisi de egoları çok yüksekte iki yıldızdı ve eğer birinden birinin egosuna zarar gelecek olsun o zaman gözleri hiçbir şey görmezdi. Fırsat kolluyordu...

Maria'ya ulaşamayacağını biliyordu Rodger. Onun derdi Daniel'leydi. Amacı Daniel'e acı vermekti. Onu kollayan güçlü, karizmatik Daniel'i üzmek, yerin dibine sokmak ve bir daha oradan çıkartmamak istiyordu. Bu uğurda Maria'dan da vazgeçebilirdi, Maria'yı başka kollara da atabilirdi. Rodger, Maria'yı başka kollara atmadı ama başka bir tiyatroya, Şehir Tiyatrosu'na yönlendirebilirdi pekala. Kafasına koydu bunu. Maria'yı Daniel'in yanında daha da parlatacaktı. Daniel, üniversitenin tiyatro kulübünde basit bir başrol oyuncusu iken Maria Şehir Tiyatrosu'nun başrol oyuncusu olacaktı. Ve biliyordu, Daniel buna dayanamazdı.

Şehir Tiyatrosu'nda bir bağlantı bulabilmek için çok uğraştı Rodger ve sonunda da buldu. Babasının uzaktan bir akrabası Şehir Tiyatrosu'ndaki dekorlardan sorumlu kişiydi. Gidip konuşmakla ne kaybederdi? Onlara Maria'yı önerecekti, Maria'ya da Şehir Tiyatrosu'na başvurması gerektiğini söyleyecekti. Kesinlikle seçilirdi Maria. O yurt çapında bir yıldız olacaktı, Daniel ise üniversitenin sönmeye yüz tutmuş yıldızlarındandı. Her şey istediği gibi gelişti. Dekor sorumlusu uzaktan akraba seçmelerin olduğu tarihi verdi, kendisinin de yönetmenle bizzat konuşacağını Rodger'a söyledi. Şimdi de sıra Maria'daydı. Bunu Maria'ya nasıl söylemeliydi? Maria kendisini dinler miydi? En iyisi yazmaktı ve Rodger da öyle yaptı. Maria'nın çantasına bir not bıraktı: "23 Eylül, Pazartesi, Saat 15.00'te Şehir Tiyatrosu'nda seçmeler var. Bence mutlaka katılmalısın. Gerhard". Maria Daniel'le o birbirlerini ittikleri zamanı yaşıyordu ve konuşmuyorlardı. Pusudaki Rodger bunu çok iyi değerlendirmiş, Maria'nın açığını yakalamıştı. Tiyatro kulübünün yönetmeninden aldığını zannettiği not ona ilaç gibi gelmişti. Evet, bu seçmelere katılacaktı.

Daniel ise olan bitenden habersizdi. Gazetede Şehir Tiyatrosu'nun seçmeleri olduğu haberini gördü, bir an düşündü, sonra vazgeçti. Dersleriyle birlikte hem tiyatro kulübünü hem de Şehir Tiyatrosu'nu idare etmek zor geldi ona. Üzerinde bile durmadı, geçti konuyu. O sadece Maria'nın tek başına oynadığı oyunu düşünüp sinirlenmekle meşguldü şu sıralar. Çok sinirleniyordu. Göz göre göre kayıp gidiyordu bu tutkulu aşk ellerinden. Engelleyemiyorlardı.

Maria seçmelere gitti ve kazandı. Şehir Tiyatrosu'nun bir oyuncusuydu artık. Gazete sayfalarını karıştıran Daniel hayatının şokunu yaşadı o an. Üniversitedeki sahnede bile tek başına görmeye tahammül edemediği bu kız çocuğu artık Şehir Tiyatrosu'nun bir oyuncusu muydu yani?! İmkansız! Nasıl olur bu?! Neden?! Ama... Aklından bin türlü soru geçti. Engelleyememişti işte. Delicesine aşık olduğu kız gerçekten de kayıp gidiyordu ellerinden. Hem de onun egosunu, benliğini, gururunu parçalayarak.

Maria artık üniversite sahnesine çıkmadı. Dersten derse geldiği üniversitede dersi bittiği anda Şehir Tiyatrosu'na koşuyordu. Hala aşıktı Daniel'e, hala başını döndürüyordu Daniel onun fakat Daniel bitirmişti kafasında her şeyi. Maria'nın egosu Daniel'in egosuna toslamıştı bir kere. Eğer Daniel daha yukarıda değilse duramazdı orada. Artık Maria Daniel'den daha yukarıdaydı, o da durmadı. Aşk, kurtaramadı bazı şeyleri. Aşkı için egolarından arınmaya çalıştı Daniel ama başaramadı.

Rodger mı? Hayatı boyunca hiç egosu, hırsı, amacı, tutkuları olmadı. Birileri onu ezdi, birileri onu kolladı. O ise kendini kollayanlara hep kötülük yaptı.

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com