Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Adrenalin

adrenalin4. sınıfta, bitirme projesinde bir lunapark aracının küçük prototipini üretiyorduk. Şu kocaman sarkaç var ya hani, ucunda dairesel bir oturma platformu olup kendi etrafında dönen... Hem sarkaç hareketi yapıyor hem de dairesel hareket yapıyor afacan. İşte o kocaman şeyin insan boyutunda olanını tasarlayıp üretecektik biz de. Ama o aygıtı üretmeden önce "lunapark" kavramının felsefesine inmemiz gerekiyordu. Lunaparkın ne olduğunu özümseyecek, ihtiyaçlarını belirleyip ona göre tasarım yapacaktık. O yaptığımız araştırmaların en ilgi çekeni ise "insan hangi durumda eğlenir" sorusuna bulduğumuz yanıttı. 

Lunaparklardaki olay tamamen ivme ile ilgili. Ani hızlanan, yavaşlayan gondollar, hızla dönen balerinler, çarpınca şok etkisi yaratan çarpışan otolar vs vs vs. Hepsinin amacı ivme yaratmak. İvme ise eğlence için gerekli olan şeyi, adrenalini yaratacak ve ademoğlu böylece "eğlenecek". Yani eğlence adrenaline, adrenalin ise ivmeye bağlı kavramlar. Bir kişinin "eğlenebilmesi" için en fazla 4 g'lik ivme yemesi gerekiyormuş. Ötesi zarar, azı ise etkisizmiş. Eğlencesiz adrenalinler de var tabi. Köprüden aşağı sarkan birini birden itip geri çekmek ziyadesiyle adrenalin yüklü bir eylem ama sor bakalım o köprüden düşeyazan adama, eğlenmiş mi?! Kafanı kırar yemin ediyorum! Bu nedenle ivme sonucundaki eğlenceyi "vücudun ani olaylara verdiği tepki" diyerek değiştirelim. 

Hayat sabit hızıyla devam ederken vücutta bir değişim olmaz. Sabah erken kalk, kahvaltı yap, dişini fırçala, duş al, işe git, yıllardır oturduğun aynı masada yıllardır yaptığın işi yap, işten çık, eve gel, yemek ye, TV seyret, dişini fırçala, uyu. Peki günün birinde birisi ya da bir olay, parmağının ucuyla bu hayatın bir yerine dokunuverirse... Hayatı giden akışından çıkarmak için "ivme" uygulasa...

Newton'un 1. yasası der ki,

“Bir cisim üzerine dengelenmemiş bir dış kuvvet etkimedikçe, cisim hareket durumunu (durağanlık veya sabit hızlı hareket) korur.” (Vikipedi,2011)

Mesela bir gün, hiç ummadık bir zamanda istifanı hazırlar ve verirsin patrona. Hayatında bir değişim yapıyorsundur. Kendi işini kuracaksındır. Belki her şey çok güzel olacaktır ya da belki ne var ne yok kaybedeceksindir. Ama olsundur, hayatındaki monoton gidişe bir dur demiş ve vücuduna adrenalin salgılatmışsındır. Biri durup dururken, sen hiç farkında değilken tutup iteklemiştir seni. 

Veyahut kızın biriyle göz göze gelirsin hiç ummadık bir anda, hiç ummadık bir yerde. Ya da hoşlandığın çocuk seni saçından öpüverir, feleğin şaşar. O anda ivme ve adrenalin görevlerini başarıyla yerinde getirmiştir işte. Vücudundan günlerce gitmeyecek bir hormon salgılamıştır böbrek üstü bezlerin. İlk aşkını düşünsene! Konuşmaya bile utanırdık... İki kelime ettiğimizde ise parmak ucumuza kadar hissettiğimiz o heyecan duygusu... Hiçbir şeye değişilmez!

Ya da lotodan büyük ikramiyenin çıktığı an'ı hayal et. 6. sayının da tutmasıyla vücuduna yayılan o sıcaklığı... Milli Piyango İdaresi sana acımasızca ivme uygulamıştır ve o kutsal sıvıyı, adrenalini bütün vücuduna ılık ılık zerk etmiştir. 

Hayatı tek düzeleşen kişilere şart adrenalin! Bunu bilir bunu söylerim. Nasıl ki lunaparklarda "eğlenmek" için dozunda, 4 g kadar ivmeye maruz bırakıyoruz kendimizi, bu hayatı çekilir kılmak için de kararında heyecana, adrenaline ihtiyaç var. Siz siz olun, hayattan keyif almak için adrenalini hayatınızdan çıkartmayın. 

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com