Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Okan Bayülgen

okanbayulgen1996'dan beri takip ettiğim şovcu... Şovist... Şovadamı...

Televizyon Çocuğu muydu, Gece Kuşu muydu, hatırlamıyorum. Kadının biri aradı, "ben sizin ne yaptığınızı anlamıyorum" dedi. Uçurmadı kadını, laf dalaşına girdi. 12 yaşındaki embesil kafamla gecenin 2'sinde bir kadına seni anlamıyorum diye telefon ettirebiliyorsa bu adamda bir şeyler var dedim.

Televizyon Çocuğu muydu, Gece Kuşu muydu, hatırlamıyorum. Gecenin bir yarısı bir profesörü konuk etti. Neden? Bilmem neden? Adam ciddi ciddi bir şeylerden bahsetmeye başladı. Faltaşı gözlerle izlemeye başladım olayı... Niye böyle bir şey oluyor ki? Telefon çaldı, bir erkek sesi "yanınızda oturan mal" minvalinde söze başladı ki uçurdu Okan. Neden çağırdı ki o adamcağızı oraya?

Televizyon Çocuğu muydu, Gece Kuşu muydu, hatırlamıyorum. Programın sonunda çıplak kadın görüntüleri koyardı. Bildiğin memeli kadın... Niye ki? 



Zaga'nın ilk bölümü... İnanılmaz kötü bir programdı. Öyle böyle değil... Rezil, rüsva... Çok kötü bir sunum, çok kötü bir format, çok itici anıran bir eşek... Daha da izlemem ben bunu dedim.



Birkaç hafta sonra o anıran eşek gibi neredeyse her bölümünü izledim.



Televizyon Makinası... Formatına hasta olmuştum. Konukların biri gidiyor, biri geliyor, Allah'ım cennet mi bu?! Ne kadar değişik bir şey bu böyle. İşte Türk televizyon tarihindeki yenilik buydu arkadaş! Bir masa etrafında bir gecede ağırlanan 20 konuk!



Disko Kralı... Kral düşüşte. Kendini yenilemeyen, Uygur Kardeşler benzeri program yapan, kitlelere uzanmış ama 96'dan beri onu takip edenleri üzen kral. 2009 martında stüdyoda izleyici oldum ve bütün büyü bozuldu. Televizyon karşısında o renkili ışıklara, o parlak makyajlara aldanıp, stüdyonun aslında bir dünya olmadığını, yıkılan bir karton olduğunu anlamak... Üzücü...



Askerde bir gece nöbete kalktığımda gece mangasının televizyonda Okan Bayülgen'in bilmemnekralı'nı izlediğini görünce hissettiğim şey bambaşkaydı. Okan Bayülgen vardı hayatımda ve ben aylardır izlemiyordum onu. Dahası unutmuştum! Demek ki şov böyle bir şeydi. İzlemeyince, mecbur olmayınca aramıyormuşsun. Ama o an hissettiklerimi hiçbir şekilde anlatamam. Gecenin 2'sinde nöbete giderken televizyonda daha birkaç ay önce gittiğim stüdyoyu görmek yeniden hayat ışığı verdi bana. Aslında kopmamıştım hayattan, birkaç hafta sonra yine izleyecektim gecelerce. Öyle yaptım. Askerden dönünce birkaç ay boyunca hiç kaçırmamaya çalıştım kralları... 


Okan Bayülgen bazıları için bir şovcudan, şovistten, şovadamından daha fazlası... O bir neslin çocukluğu, gençliği. 12 yaşımda tanıştım kendisiyle. Küçücük televizyonda gece annemlerden gizli gizli izlerken şimdi, 27 yaşımda bilmemkaçekran LCD ekranda, kimseye hesap vermeden izliyorum. Ama yine de izliyorum. İzleyeceğim.

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com