Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Korku İmparatorluğu

sevvalsamGeçen haftalarda Şevval Sam'ın başına gelenleri biliyorsun değil mi Günlükçüğüm? "Türban benim için bir tekstil parçasıdır" dedi, kıyamet koptu. Kimse bu cümlenin ve sonrasında gelen cümlelerin arkasındaki manayı keşfetmeye çalışmadı. Halbuki açıklama çok net. "Ben kişinin kendisine bakarım, kafasındaki türbanına değil". Bu açıklama muhtelif kesimlere bir battı bir battı, sorma. Ağızlarından salyalar çıkarak saldırdılar kadına. Sanal alemde linç başladı ve konserler iptal edildi. 

İnsanlar düşündüklerini söyleyemiyor artık Günlük. Söylediği zaman eğer birilerinin hoşuna gitmiyorsa açıkça linç kampanyasına dönüşüyor durum. Tehditler, tacizler her türlü şiddete dönüşüyor olay. İnandığını söylüyorsun, seni bir otel odasında kıstırıp yakıyorlar, daha da fenası seni yakanları aklayıp paklayıp salıyorlar.

Türkiye'de hep bir kısıtlama vardı. Bu ülke yıllar boyu sansürlerden çok çekti. Düşünceler yasaklandı, kitaplar yakıldı, düşündüğü için insanlar asıldı, daha neler neler... Fakat sanmıyorum ki tamamen demokratik bir kisve altında böylesine bir korku imparatorluğu daha yaratıldı. Darbeler adı üstünde darbedir. Darb ederek gelirler iktidara ama böylesine demokratik yoldan halkın çoğunluğunun eze eze seçip de böylesine korku imparatorluğu yaratan başka bir hükümet daha var mıdır? 

Sana bir sır vereyim mi Günlük? Aslında Türkiye hayatından, halinden çok memnun biliyor musun? Türkiye halkı oldu olası hep muhafazakardı. Türkiye halkı demokrasi, özgürlük, hak, hukuk, eşitlik, düşünce özgürlüğü talep etmedi; bunlar onlara yukarıdan bir el tarafından bahşedildi. Türkiye halkı huzur içinde ibadet edebileceği, çoluğunu çocuğunu dini kurallara göre eğitebileceği, vatanına milletine hayırlı evlat yetiştirebileceği, karnını az da olsa doyurabileceği, şükür edebileceği bir ortam istedi. Sanat galerileri, pianolar, tualler, operalar kimsenin umrunda değildi. Devlet tiyatroları mı? O da ne? Kapat gitsin, ne işe yarar ki? Hem oradakiler dinsiz oluyormuş. Gebertin, yakın, öldürün... 

Türkiye böyle bir yer Günlük. Elitlerimiz, aydınlarımız bunu on yıllardır görmüyorlar ve görmüyorlar. Yıllarca laiklik üzerine bir siyaset yaptılar. Tutmaz! Türkiye laikliği önemsemiyor, hatta istemiyor. Laiklikle siyaset olmaz. Ülkede laikliği devam ettirmek istiyorsan halk gibi olup, kendini halkın yerine koyup, empati yapıp iktidara gelmeli, sonrasında ne yapacaksan yapmalısın. 

Kafamda bir ütopya senaryosu var Günlük. Kaleme alıp almamakata kararsızım. Din, toplum, ırk, milliyet, kutsallar ve mutluluk üzerine kurgulamaya çalıştığım, kendi dünya görüşümü yansıttığım bir hikaye ama kaleme alıp, kağıda dökmeye bile korkuyorum açıkçası. Çok üzgünüm, çok acı ama kor-ku-yo-rum. Çünkü biliyorum ki böyle bir yapıt çıktığında fikirlerime karşıt olan insanlarla tartışmayacağım, kavga edeceğim. İşin boyutu büyüyecek. Bunun sadece bir ütopya olduğunu, "velev ki" böyle olursa n'oluru tartışamayacağız. İçinden cümleler çekilecek, cımbızlanacak ve yarım yamalak servis edilecek. 

Toplum gittikçe muhafazakarlaşıyor. Adı üstünde muhafaza eden... Yeniliğe, yeni düşüncelere, yeni insanlara, farklılıklara açık olmayan bir sistem. Hem muhafazakar olup hem de demokrat olmak? İşte asıl mesele bu. Avokadolarla ananaslar birbirine karışıyor Günlük.

Adam öldürmenin kutsallaştırıldığı bir coğrafya burası. Bir ülkü uğruna ne kanlar döküldü... Halbuki aslolanın ölmek ya da öldürmek değil de yaşamak olduğunu kimse farketmedi mi? Yaşamayı kimse kutsallaştırmadı mı? 

Korku imparatorluğunun içine gömülmüş durumdayız. Suçsuz yere hapislere tıkılıp işkenceler görmektense fikirlerimizi pufff diye evrene salıp güvensiz olup güvenli saydığımız bu kıskaçta yaşamaya çalışıyoruz. 

Mut...

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com