Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

M & M

mmŞu hayatta iki tutkum oldu benim Günlük: Matematik ve Müzik. 

Üniversiteye hazırlanırken bütün ders kitaplarını kapatır dinlenmek için matematik çözerdim. Bambaşka bir aleme uçardım matematikle uğraşırken. Bir şeylerle bir şeyleri bir işleme sokunca bambaşka bir şeyler oluşturması nasıl da büyülü gelirdi bana. Seviyorum karmaşayı, kaosu. Kocaman kocaman denklemleri iğne oyasında işler gibi tane tane çözüp de sonucunun aslında çok basit bir şey olduğunu görünce inanılmaz keyif alıyordum. Hele o sadeleştirme işleri... Allah'ım o nasıl bir keyif, o nasıl bir zevktir öyle. Kesir çizgisinin üstüyle altındaki birbiriyle sadeleştirince duyduğum hazzı anlatamam sana Günlük. 

Bana x'i kullanmayı babam öğretti... 5. sınıftaydım. Basmıyordu o zamanlar kafam matematiğe. Aslına bakarsan 8. sınıfa kadar da basmadı. 6. sınıfta matematiğim karnemde 2'ydi. Ama babam bana nasıl bir temel oturtmuşsa beyin ondan sonra bir açıldı, pir açıldı.

mm2

Hayatta her şeyi x'le çözmeye başladım bir zamandan sonra. Bir kalıptaki problemi çözmek için bir yöntem ezberleyip başka bir problem çıktığında afallamadım böylece. Bilinenler, bilinmeyenler, verilenler, bulunacaklar sınıflandırmasını yapmayı çok iyi öğrendim. Her şeyin başında denklem kurmayı öğrendim. Denklem kurmayı bilmek hayatta o kadar çok işe yarıyormuş ki bunu yeni yeni anlıyorum. Denklemi kurup bilinenleri yerleştire yerleştire sonuç bulmayı öğrenmek aslında hayatta her sorunu çözmek için gerekliymiş.

Matematik içinde özellikle geometrinin benim için bambaşka anlamı var Günlük. Benim gibi ayrıntıları göremeyen, görsel zekası gelişmemiş bir adam nasıl oluyor da geometriyi bu kadar sevebiliyor anlamış değilim. Bir soruya gömülürdüm bulmaca çözer gibi ince ince işleye işleye çözerdim. Makine mühendisliğinde de mekanizma alanını seçmemin en büyük etkeni bu geometri sevdamdır. Mekanizma tasarlarken ya da analiz ederken çizdiğim her çizgi, yuvarlak ya da yaptığım her hesaplama beni bambaşka dünyalara götürürdü. 

Matematik kafası ile müzik kafasının da aynı kafa olduğuna inanıyorum ben. Bir müzisyenin bildiği fakat daha önce enstrümanında çalmamış olduğu bir melodiyi ilk kez çalarken parmaklarını doğru perdeye ya da tuşa basma içgüdüsü ile matematik işlemini çözerken önce hangi sıradan başlaması gerektiğini farketme içgüdüsünün birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Çok saçma ya da ilgisiz olabilir ama ben bu iki olayda da beynimin aynı şekilde çalıştığını hissediyorum. 

Akordeon, diğer bütün enstrümanlarımın arasında bambaşka bir tutku oldu benim için. Matematik çalıştığım lise yıllarımdan bu yana saatlerimi konsantre olarak verdiğim başka bir uğraşım yoktu. Evde olduğum her akşam 3 saatimi verir oldum bu cazgır alete. Onunla yakaladığım o polifonik müzik keyfini başka hiçbir enstrümanda yakalayamadım. 96 adet bas tuşu içinde kaybolurken ve doğru tuşu ararken bir sürü verinin içinde kaybolmuş bir matematikçinin o tek doğruyu aradığı an gibi hissediyorum.

Basit olanı değil karmaşık olanı, karmaşayı tane tane çözmeyi seviyorum ben Günlük. Bu nedenle matematikte de müzikte de karmaşa, kaos olmalı ki uğraştığın zaman dolandığın her labirentin ucu sana ayrı bir güzellik sunsun.  

Mut...

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com