Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

Memur

memurSana ne görev biçildi Günlük? Hayat'a neden gelmişsin, söyleyen oldu mu? Nedir senin bu fani dünyadaki var olma sebebin? Bana sorma, ben benimkini bilmiyorum. 6 milyar insanın arasına yer açıp "neden" beni de yerleştirdi bu Hayat, hiçbir fikrim yok. Çılgınlarcasına icatlar yapıp dünyanın dönüşünü mü değiştireceğim sanki? İnsanlığa bir faydam mı dokunacak? Somali'deki açlığı mı bitireceğim? Depremi önceden mi bileceğim? Nedir benim farkım?

Hadi başkaları için yaratacağın katma değerden vazgeçtim Günlük. Sen kendin için neden varsın bu dünyada? Kendinin ne işine yarayacaksın? Başkaları mı kullanacak seni? Başkalarına para kazandırmak için sabah uyanacaksın, akşama kadar birtakım sıkıcı şeyler yapıp sonra da akşam halin kaldığı kadarını kendine ayıracaksın. Ya da kendi paramı kendi işimle kazanırım der, sağdan soldan kazığı yer, incir ağacıyla ocağınızda mutlu mutlu yaşarsınız. İşte bu korkuyla iki dirhem adım atamıyoruz ya!

İşte "memur" ya da "memur zihniyeti" denen bence illet başkasına göre zillet olan şey tam da bu korkunun üzerine ay gibi, güneş gibi, Turksat gibi yükselmiştir...

Memur ailesinden gelmenin en korkunç yanı yeniden bir memur ailesi oluşturmaktır. Kazanılan para borca gider, borç yoksa da vadeli hesaba konur. Borsa mı, altın, yatırım araçları falan hak getire. Risk sıfırdır, e haliyle kazanç da ona göredir. Batmaz, kokmaz bir ömür yaşar memur. Evlenir, çocuk falan yapar, Hayat'taki en büyük heyecanı 5 yılda bir araba değiştirmektir ya da ne bileyim yeni bir kooperatife falan girmektir. 1 yıl boyunca sadece 15 günlük tatili bekler. 15 günün sonunda ağlaya ağlaya "iş" dedikleri o masabaşına geri dönerler. Bu memurlar çocuklarını o kadar garantici, o kadar korumacı yetiştirmişlerdir ki Hayat'ta risk almazlar, Hayat'ı riske sokmaz, riski de Hayat'a sürtmezler.

Buraya kadar sormak istediğin bir şey var mı? Bilmediğin bir sözcük, cümle vs? Yok... Güzel... O zaman ben sana soruyorum:

Böyle bir Hayat yaşamak ister misin Günlük? Kafa rahat, sabah 8, akşam 5 buçuk... Aynı insanlar, aynı masa, aynı iş, aynı bina, aynı Hayat, aynı aynı aynı... Her şey aynı! Ben yaşamak istemiyorum. Memur değilim, memur zihniyetinde de olmak istemiyorum. Her ne kadar memur ailesinden de gelsem şu dünyada bana biçilen görev daha başka, daha değişik, daha renkli, daha cazip, daha güzel, daha aydınlık, daha alacalı. O renkler, kokular beni çağırıyor ve ben cazibesine kapılıyorum o renklerin, kokuların. Damarımda cesaret, heyecan, gençlik ne varsa hepsi dolaşıyor. Bu enerjiyi heba edemem Günlük. Seviyorum seni...

Mut...

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com