Özcan Mutlu Özünlü

Uuu beybi...

There seems to be an error with the player !

Müzik Makaleler

Klasik Türk Müziğinde Zeytinyağı Etkisi

Önce aşağıdaki ibretlik reklamı izleyelim, sonra da bu 46 saniyelik reklamın ne demek istediğini derinlemesine inceleyelim: 

Zeytinyağlı Yiyemem Aman parçası, yaşlılardan oluşan, monoton, sıkıcı, teksesli, siyahlar içindeki tipik bir klasik Türk müziği korosu ile söylenirken birden Zeytinyağsız Yiyemem Aman parçası acapella tarzında, beyaz ve renkli kıyafetler giymiş, genç, dinamik insanlarca çok sesli olarak söylenmeye başlıyor. Reklamın sonunda da slogan geliyor: "Yemeğine gençlik kat." Yani reklam apaçık diyor ki zeytinyağlı ye, sağlıklı ol, genç kal, dinamizmi yakala. 

Gelelim mevzunun bizi ilgilendiren kısmına... Reklam ajansları yaratıcılıklarının yanısıra halkın nabzını iyi tutarlar. İnsanların gözündeki algıyı kullanıp o algıyı onlara süsleyip püsleyip sunarlar. Buradan net bir şekilde anlaşılan şu ki siyahlar içindeki abartılı saçlı teyzeler insanların gözünde negatif bir imaj sergilerken, sade ve renkli insanlar halkta çok daha olumlu imaj bırakıyor.

Bence haklılık payları çok büyük. Bu nedenle klasik Türk müziğinde her yönüyle reform şart. Reform derken dejenere etmekten bahsetmiyorum tabi ki fakat kılık kıyafetten tutun da teksesliliğine kadar her şeyinin sorgulanması gerekir. 

Devamını oku...

Akorlar

akorlarBatı müziği ile uğraşmaya başladığımdan beri yepyeni bir dünya keşfettim:

Akorlar...

Türk müziğinde eksikliğini büyük ölçüde hissettiğim ama müziğin yapısı gereği de çoğu makamla uyumsuz olan notalar öbeği... Bundan 2,5 yıl önce 1 ay kadar solfej eğitimi almıştım. Batı müziğinin yapısını öğrenmeye orada başladım. O 1 aylık derste bile kendime çok şey kattım. Bir müddet gitarla uğraştım fakat ders almadan bu bambaşka sistemin içine giremeyeceğimi anladım. 

Devamını oku...

Tangonun Farkı

tangonunfarkiTangonun tarihçesi ilginçtir. 

1800'lü yıllarda ve özellikle sonlarına doğru Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden Yeni Kıta'ya, Arjantin'e çalışmak için gelen genç erkeklerle birlikte Buenos Aires'in erkek nüfusu hızla artmıştır. Genç, işsiz, enerjik, dinamik aslan parçalarını da bir şekilde zapt-u rapt altına almak gerekir tabi ki. Bu kadar adamı eğlendirecek sadece bir kurum vardır: Genelevler... Kadın nüfusunun erkek nüfusa oranının azalması fahişelik mesleğini kazançlı bir kapı haline dönüştürür. Bu dönemde erkekler ne kadar güçlü olduklarını kadınlara göstermek için "sert erkek" imajı çizerek kadınları etkilemeye çalışmışlarsa kadınlar da olanca seksapalitelerini kullanarak erkeklere kur yapmışlardır. Ve işte tango bu dönemde doğar!

Tango toplumun aşağı kesimlerince benimsenmiştir öncelikle. Daha sonra Avrupa'nın yüksek sosyetesinde de moda olunca hoop birden dünyanın gözdesi oluverir. Türkiye'de tango ise Atatürk'ün batılılaşma devrimleri kapsamında salon müziği olarak kazandırılmaya çalışılmıştır. Çok da tutar aslında. O dönem yetişen büyük bestekarların meşhur eserleri hala hemen herkesçe bilinir. 

Tangoyu diğer danslardan ayıran nedir? 

Devamını oku...

Necip Celal'in MAZİ'si

necipcelalinmazisi"Mazi" Necip Celal Andel'in ilk tangosu opus 2 sayısını taşır, Keza opus 1 "SARI YAPINCAK" isimli bir fokstrottur. Sözleri Necdet Rüştü (efe)dir. Gazeteci-şair bir kişidir. Bu parça çok sükse yapmış. O günlerde dillerden düşmezmiş, Necip Celal ise 18-19 yaşlarında bir genç.

"MAZİ" isimli tango, bugün bile bütün güzelliği ile yaşıyor, 18-19 yaşlarının heyecanı ile bestelenmiş bir tango. "MAZİ"nin de sözlerini Necdet Rüştü yazmış. Şimdi yine eski yıllara dönelim. 1950'lerde yayımlanan özel bir dergi "Radyo Dergisi'nde" A. Vedat Akının Necip Celal ile yaptığı söyleşiden "MAZİ'nin nasıl doğduğunu bestecinin sözlerinden okuyalım.

"Necip Bey dedim hangi hissin altında kalarak tango bestelediniz?" 

Düşündü,.. derin bir nefes aldı. Bütün dikkatime rağmen, bir yaraya diken batırmışım gibi onun mustarip ruhuna dokunduğumu anlamıştım. "İlk tangomu 1928 senesinde besteledim." dedi ve ilave etti.

"O zamanlar 18-19 yaşlarında bir talebeydim. Taksim Gazinosunda ismini zikredemeyeceğim bir Alman kızı ile tanışarak sevişmeye başladık. Bu kızcağız bir fabrikatörün kızıymış. Babası onu zorla bir adamla evlendirmek istiyormuş. Kız zoraki nikahtan kurtulmak için soluğu İstanbul'da almış. Tanıştığımızın onbeşinci günüydü. Tarih temmuz 1928. Onunla buluşmuştuk. İpek gibi sarı saçlarını dizimin üstüne yayarak, lacivert menevşeli gözlerini gözlerimin derinliklerine çevirerek uzun uzun baktı ve inleyen bir sesle şöyle dedi:

Devamını oku...

Tango ve Latin Web Radyoları

Aşağıdaki bağlamtıda 15 adet tango ve 20 adet latin web radyosu var. 

Keyifle dinleyiniz...

http://web.itu.edu.tr/~kutluk/tangoitu/Radios/WRadio.htm

Sayfa 2 - 3

Özünlü@2017 - info@ozcanmutluozunlu.com